Bilim İnsanları Boynuzlu Fare Üretti!

Sciense Dergisi’nde yayımlanan yeni bir makale, memeli canlılarla ilgili dikkat çeken bir gelişmeyi gözler önüne serdi. Çinli bilim insanı Toa Qin ile çalışma arkadaşları, bir farenin kafasından boynuz çıkartmayı başardılar. Evet yanlış duymadınız; yapılan çalışmalar sayesinde “boynuzlu bir fare” üretilmiş oldu. Peki bu nasıl mümkün oldu? Gelin bu ilginç çalışmaya hep birlikte bakalım.

Memeli canlılarda doku veya organ yenileme yeteneği çok da yüksek seviyede değildir. Ancak boynuzlar, bu genel geçer bilginin dışındadır. Zira pek çok memeli hayvanda bulunan boynuzlar, tahmin edilenden çok daha iyi yenileme yeteneğine sahiptir. Yapılan çalışma, memelilerin iyi bir yenileme yapamıyor olmalarına rağmen, bazı yenileme genlerine sahip olduklarının anlaşılmasını sağladı.

Her yıl boynuz değiştiren sika geyikleri kullanıldı

Bilim insanları, farelerle ilgili deneyi yapmadan önce yılda bir kez boynuz değiştiren sika geyiklerinden faydalandılar. Boynuz dokusunu inceleyen uzmanlar, bu dokunun nasıl yenilediğini gen bazında inceleyip, bir harita oluşturdular. Bu harita, günde 2,75 santimetre kadar büyüyen boynuzların çalışma mekaniğinin ortaya çıkmasını sağlamıştı.

Araştırmacılar, çalışmanın ikinci aşamasında hangi hücrelerden faydalanmaları gerektiğini anlamaya çalıştılar. Bu aşamada doğru kök hücrenin tespit edilmesi gerekiyordu. Bu aşamayı da başarılı bir şekilde tamamlayan bilim insanlar, bir sonraki aşamada ise kök hücreyi kültür ortamında çoğaltıp, bir farenin kafasına enjekte ettiler. 

Fareye enjekte edilen kök hücre, 45 günde mini boynuz haline geldi!

Görüntülemek için dokunun

Yapılan çalışma, 45. gün itibarıyla bambaşka bir boyuta evrildi. Zira denek farenin artık boynuzları vardı. Bu boynuzlar elbette geyiğinkiler kadar büyük değildi. Ancak yapılan çalışmalar uzmanları bir sonuca ulaştırmıştı.

Boynuzlu fareler, insan tıbbı ile ilgili de anlamlı veriler sağlamış oldu. Uzmanlar, elde ettikleri bulguları insan kemiği için nasıl kullanabileceklerini artık biliyorlar. Belki bu çalışma, ilerleyen dönemlerde kol ve bacak kopmaları gibi olayların tarihe karışmasını sağlayabilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir